Ateist cemaatinin feminizm ile sınavı

2 yıl önce, ABD menşeili ateizm çevrelerinde, cemaatleri içerisindeki kadınlar ve sorunları üzerine çok önemli bir tartışma döndü. Genellikle Richard Dawkins’in “elevatorgate” eleştirisi olarak anılan bu cemaat kavgasının gerçek çıkış noktası, bir kaç feminist ateistin tartışmaya açtığı kurumsal ayrımcılık sorunuydu. Ortaya atılan konular da öyle yenilir yutulur şeyler de değildi; mevzu ateizm konferanslarındaki katılımcı ve konuşmacıların cinsel taciz vakaları ve örgütleyenlerin bu konuya duyarsızlıklarıydı. Ancak bu sorunlara getirilen elle tututulur/pratik çözüm önerileri karşısında ateist cemaat organizatörlerinin tavrı, bir özeleştiriye gitmek ve gerekli değişiklikleri yapmak değil, sorunları inkar ve feministleri itham etmek oldu. Yaşananlar olayla bağlantılı bireylerin tepkilerinden çok, kendisini ateist/şüpheci/humanist olarak tanımlayan entellektüellerin, kendi cemaatleri içerisinden gelen feminist eleştirilere nasıl tepki verdikleri ve bu tepkileri nasıl teorize ettikleri açısından konunşmaya değer. Bu nedenle de onur haftasının denk geldiği bu mübarek ramazan ayında sizlere bu mevzunun ayrıntılarını (freethoughtblogsdan alıntılayarak) anlatmaya karar verdim.

Öncelikle belirtmem gerekiyor ki bu yazıda ateizmin bir toplumsal hareket olarak içinde barındırdığı sosyal ilişkileri konuşacağım. İnsanlar herhangi bir ideolojiyi bireysel olarak takip edebilecekleri gibi, sosyal bir örgütlenmeye giderek bir cemaat olarak da savunabilmekteler. Bu ateizm için de geçerli. Bu açıdan, belirli değerleri savunan bir grup insanın, bu değerlerinin kendi organizasyonel kültürlerine nasıl yansıdığını ya da aşağıda anlatacağım şekliyle nasıl yansıtamadığını konuşmayı anlamlı buluyorum.

google'a "atheism feminism" yazıldığında çıkan ilk resimlerden. "Burada daha kadın ateistin olmaması çok kötü. Bence bunun nedeni kadınların biz erkeklerden daha irrasyonel olmaları."
google’a “atheism feminism” yazıldığında çıkan ilk resimlerden. “Burada kadın ateistlerin olmaması çok kötü. Bence bunun nedeni kadınların biz erkeklerden daha irrasyonel olmaları.”

Cemaat ve yeni önderleri

Bir toplumsal hareket olarak ateizm, her hareket için geçerli olduğu üzere farklı tarihsel dönemlerden geçmekte. Bu değişimin en önemli belirtisi, hareketin ön saflarında olan yazalar ve sözcülerin değişen karakterleri. Genellikle bilim insanları, yazarlar ve politikacılar ile anılan ateist cemaat liderlerinin en yeni türü, medyanın Yeni Ateizm (New Atheism) olarak adlandırdığı, sözünü sakınmayan, provakatif militan ateistlerden oluşuyor. Orjinal çıkış noktası 2006 yılında olan, Richard Dawkins, Daniel C Dennett ve Sam Harri’nin birlikte anılmasıyla dillendirilmeye başlanılan tanım, varlığı ile bir sorunu da barındırmakta, o da bu yeni nesil ateizm liderlerinin tümünün beyaz ve erkek olmaları.

Daha 2012 yılının Mayıs ayında patlayacak olan ateizm cemaatindeki seksizm ve taciz tartışmaları gerçekleşmeden önce, ateist cemaat liderlerinin içerisindeki kadın azlığı ve bunun nedenleri tartışılmaya başlanmış. Bunu eleştirenlerin en büyük rahatsızlığı ise, kadınların görünür eksikliğinin aslında ateizm aktivizminin gerçekleriyle uyumlu olmaması, yani bu eksikliğin nedeni; sorgulayıcılık, teoloji ve din üzerine yazan kadınların varolmaması değil, onların medya tarafından gözardı ediliyor olması.

Ateizm konferansları ve taciz konusu

2012’de patlayan mevzu ise biraz da yaşanan bu dertlerin üstesinden gelebilmek için organize edilmiş “Women in Secularism” konferansına dayanıyor. Kampüs ve internet aktivizmi ile tanınan Jennifer McCreight konuşmacı olarak katıldığı panellerin birinde, laf arasında ateizm konferanslarıyla ilgili çok önemli bir ayrıntıdan bahsediyor. McCreight’ın anlattığına göre konuşmacı olarak katıldığı ateizm konferanslarına gitmeden önce, hangi erkek konuşmacılarında uzak durması gerektiği konusunda diğer kadın ateistlerden tavsiye mailleri almaktaydı. Sakınma gereksinimin nedeni de, bu konuşmacıların kadınlara karşı takındığı uygunsuz ve kadın düşmanı tavırlarıydı. Panel sırasında çok da üzerinde durulmayan bu konu, konuşmalar arasındaki boşluklardaki rastgele sohbetlerde devam ediyor ve birçok kadının aslında bu konudan (uygunsuz davranıştan tacize uzanan skaladaki davranıştan) muzdarip olduğu ortaya çıkıyor.

Bu noktada, konferanstan dönen bir grup kadın ateistin freethoughtblogs’taki konuşmaları, konuyu kamuya taşımış bulunuyor. blog postlarına aldıkları yorumlar ve konuyla ilgili tvitlerle her zaman medeni bir şekilde karşılanmayan bu kadın örgütlenmesine yapılacak en büyük darbe ise, kurumsal bir yerden, en önemli ateist organizasyonlarından biri olan The Amaz!ng Meeting’in (TAM) organizatörü James Randi Educational Foundation (JREF) başkanından gelecekti. JREF başkanı DJ Grothe, kadın ateistlerin, ateizm toplantıları için talep ettikleri yazılı bir taciz politikasını gerekli görmediği gibi, TAM 2013 başvurularındaki kadın sayısının düşüşünün suçlusu olarak da bu aktivistleri gösterecekti.

Neden taciz yönetmeliği?

Ateizm/Sekülerizm/Şüphecilik toplantılarındaki konuşmacıların olası taciz vakaları iki önemli soruna işaret ediyor. Bunlardan birincisi, genel anlamda tacizin kabul edilemez oluşu. Ancak diğer yandan operasyonel anlamda, tacizin ortak bir tanımı yapılarak, cemaat içerisinde kurumsal şikayet ve ceza mekanizmalarının varolmaması ya da işletilmemesi nedeniyle ne taciz vakalarının ortaya çıkmaması. İkinci ve aslında daha önemli olan konu, en hafif şekliyle mizojini ve seksizm konusunda hassas davranmayan konuşmacıların -ki bunların arasında çok önemli yazarlar da var- yıllar boyunca tekrar tekrar çağrılarak, medya önünde ateizm cemaatinin sözcülüğü görevlerini devam ettirebilmeleriydi. Konuyu kamuya taşıyan ateistler öncelikli olarak taciz problemini herkes için adil kılmak üzere, pratik bir çözüm olarak, toplantılar için bir taciz yönetmeliği hazırlanmasını önerdiler. Taciz faili için de, olası bir suçlamada kendini temize çıkarma yollarını kurumsallaştırdığı için herkes için adaletli olacak bu öneriye bir çok organizasyon olumlu tepki verdi, ve taciz yönetmeliklerini bu blog girişimi sayesinde ilan ettiler, eskilerini yenilediler. Bu tartışmalar sonrasında taciz yönetmeliklerini oluşturan/değiştiren ateizm/şüphecilik organizasyonlarının listesi internette açıkça bulunmakta.

Girişime karşı tepkiler

Bu konu ilk konuşulmaya başladığında, tanınmış ateist yazarlardan bazıları taciz yönetmeliğine karşı çıkmakta geç kalmadılar. blog tartışmalarına meze olan bu tepkilerden biri Russell Blackford’un “Convention” (fuar) tarzı organizasyonlarda kadınların nesneleştirilmesine karşı kıyafet yönetmeliği getirilmesini “Talibanesk” bulmasıydı.

talibanesque

Taciz yönetmeliğinin gerçekte engellemeye çalıştığı şey: Fuar organizasyonlarında şirketlerin kadın bedenlerini metalaştırması. (Yönetmeliklerde katılımcıların kıyafetine karışılmıyor.)
Taciz yönetmeliğinin gerçekte engellemeye çalıştığı şey: Fuar organizasyonlarında şirketlerin kadın bedenlerini metalaştırması. (Yönetmeliklerde katılımcıların kıyafetine karışılmıyor.)

Diğer yandan en büyük tepki ise, JREF başkanı DJ Grothe’den geldi. Grothe’ye göre daha önce TAM sırasında hiç taciz vakası rapor edilmemişti, ve yapılan bu tartışmalar da cemaatin imajını zedelemekteydi. Bunun en büyük göstergesi de TAM’a yapılan kadın başvurularının 2012’deki yüzde 40 rakamından, 2013’te yüzde 18’e düşmesiydi. Bu nedenle bu konuyu tartışan feministler acil olarak yaptıkları bu işe son vermelerini istedi.

Bu açıklaması üzerine ateist cemaatinden bir çok ses Grothe’in istifasını istedi. Ancak tabi ki işin korkunç yanı, Grothe’un bu açıklamalarını destekleyen bir çok ateistin olmasıydı. Grothe’un yaptıkları sadece bu açıklamarıyla bitmedi, ve online tartışmalar ilerledikçe aslında TAM sırasında JREF’e bir çok taciz vakasının iletildiği ortaya çıktı. Bunlardan kanıtlarıyla beraber en açık örneği, monopodlu bir TAM katılımcısının katılımcıların etek altı resimlerini çekmesi mevzu ve bunun şikayetinin JREF’e iletilmesi ancak yönetim tarafından konunun yeterince ciddiye alınmaması. Grothe’un önceki “taciz şikayeti yapılmadı” açıklamasıyla da beraber düşünüldüğünde, JREF yönetiminin duyarsızlığının artık inkar boyutuna ulaştığı anlaşılıyor.

Biyoloji profu ve freethoughtblogs yazarı PZ Myers'ın açıklaması: Patriyarka. Tanrıya inanmazken; görünmez, muktedir ve gerçekliği kanıtlanamaz şeye inanma ısrarı.
Biyoloji profu ve freethoughtblogs yazarı PZ Myers’ın açıklaması: Patriyarka. Tanrıya inanmazken; görünmez, muktedir ve gerçekliği kanıtlanamaz şeye inanma ısrarı.

Taciz tartışmalarının bugünü

Büyük Ateizm/Şüphecilik örgütlerinin “kadın sorunu” (aslında erkek sorunu demek gerek) konusundaki duyarsız ve inkarcı tutumu, kurumsal anlamda bir ayrımcılığa tekabül ediyor. Kısacası problem, x ya da y ateistinin feminizm ve kadın karşıtı konuşmalar yapması değil, ancak kurumsal pozisyonunu da kullanarak, bir azınlığın mağdur edilmesine yol açması. İnkarın ve kurumsal önlemler alınmamasının yarattığı mağduriyetin örnekleri, tartışmanın devamında bir çok ateistin, TAM konuşmacıları tarafından yaşadıkları taciz konusunda açıklama yapmasıyla daha da ayyuka çıktı. Bu taciz iddialarının doğruluğunun her halükarda incelenmesi gerekmekte, ancak JREF ve CFI yönetimleri bu konuda “kadının beyanı esastır” prensibini işleterek titizlikle işleme koymamakta ve hatta freetoughtblogs yazarlarına göre yapılan şikayet ve verilen cezaları hasırtaltı etmeye çalışmakta. Bu tartışmalar bugüne kadar bitmiş değil, kurumsal yolların tıkanması nedeniyle tacizcilerine ifşa yoluna gitmiş ateist örgüt üyeleri, onların yazdıkları ve zanlıların kadınlara karşı yasal tehditleri hala devam etmekte. Konuların bir zaman çizelgesini atıflarıyla şurada bulabilirsiniz.

Cemaatin sorunu sosyal adalet

Bütün bu hikaye ile ilgili sanırım en güzel yorumu Sikivu Hutchinson yapıyor. (Ağustos 2013 Huffington post söyleşisinin 13:46 saniyesinde)

“This whole issue of the institutionalization of sexual harassment within atheist context is really disclosing that atheist organizing is no different from the other power structures that deeply inform the ways in which women are subjugated – within secular context and within the context of the organized religion. There is absolutely no difference in terms of men having investment in patriarchy, male privilege and systems that attempt to silence control and police women.”

“Cinsel tacizin ateizm kapsamıdaki kurumsallaştırılması şunu ortaya koyuyor ki, ateizm örgütlenmesi kadınların ezilme yöntemleri hakkında derinlemesine bilgi veren diğer erk yapılarından -hem örgütlü dinlerde hem de seküler bir çerçevede- pek bir farkı yok. Erkeklerin patriyarkaya, erkek ayrıcalıklarına, kadınları susturan ve nizamat altına alan sistemlere yatırım yapması açısından, hiç bir fark yok.”

Mevzunun ateizmin özünden öte, bir cemaat olarak ateistler bir araya geldiklerinde nasıl davrandıkları olduğunu açıkça anlatan feminist ateistlere göre mücadele halen devam etmekte, ve hatta bir çok konuda da 2012den bu yana kazanımlar elde edilmiş durumda. Ancak işin karanlık tarafı, konunun döndüğü sosyal medyada ateizm savunusu yapan bir çok insanın aynı zamanda kadın düşmanı söylemlerine devam etmesi. Diğer yandan Richard Dawkins’in de içinde bulunduğu ateist cemaat önde gelenlerinin de aynı nefret söylemini körüklemesi de işleri kolaylaştırmıyor. Ateizm cemaati içerisindeki feministler, bir yandan tanınmış sözcüler ve kurum yöneticileriyle, hiyerarşinin tepesiyle mücadele etmek zorundayken, diğer yandan da sosyal medyada bu görüşlerin savunucularıyla mücadele etmek zorundalar. Şimdiden taciz duyurusu yapan kadınları ve feministleri fişleyen bir twitter hesabı mevcut. Diğer yandan da ateizm savunuculukları ve aktivizmleriyle tanınan youtube fenomenleri, “feminizmin zararları” üzerine video üzerine video hazırlamaktalar. Herhangi bir durumda, önemsiz olabilecek bu video aktivitesi, tartışmaların arkaplanı, tacizlerin ve bunların inkarının gerçekliği nedeniyle çok büyük bir soruna işaret ediyor ve bunu yeniden üretiyor. Gururla anti-feminist videolarını kategorilendirmiş “the amazing atheist” hesabının yarım milyondan fazla takipçisi bulunmakta. Benzer şekilde 300bine yakın takipçisi olan Thunderf00t hesabı ise anti-feminizm videolarını “Why ‘Feminism’ is poisoning Atheism” kategorisinde barındırıyor. Aynı Yeni Ateizm’in yazar/düşünür temsilcilerinin olduğu gibi, bu youtube fenomenleri de çok geniş bir kitleye hitap ediyor ve bu kanallarla kadın karşıtı söylemlerini dile getirmeye devam ediyorlar.

Problem, sosyal adalet vurgusu olmayan bir ateizm aktivizminin içinin boş olması. Ancak diğer yandan, yeniden üretilen nefret söylemleri sadece ateizmin “görüntüsüne” zarar vermiyor, ancak kurumsal anlamda doğrudan insanların hayatında zarara yol açıyor. Ateizm aktivistlerinin, feministlere karşı sunduğu argümanlar genel olarak ateizmin ideolojisine ve diskuruyla paralel. Kadınların biyolojik eşitsizlikleri üzerinden sosyal kadın-erkek farkları haklı çıkarılırken, diğer yandan “şüphecilik” desturu, kadınların taciz şikayetlerine uyarlanarak sanal bir objektiflik iddiası oluşturuluyor. Kısacası liberalizmin klasik eşitlikçi diskurlarını kullanarak, ateizm organizasyonlarının neden olduğu kurumsal ayrımcılık inkar ediliyor.

Ateistlerin “ideolojiler üstü objektiflik” diskuru, Türkiye içerisindeki tartışmalarda da görülmekte. Yeni yeni kurumsallaşmaya başlayan ateizm organizasyonlarımız, umuyorum ki sosyal adalet söylemleri ve pratikleri de geliştirerek, ABDde yaşanan hak ihlallerine yolaçadak benzer hatalar işlemez.

About these ads

Ateist cemaatinin feminizm ile sınavı” üzerine 12 yorum

      1. Ne demek efendim. Sizin sığırlık olarak nitelendirdiğinizi bir ateist olarak ben destekliyorum. Siz sonuçsuz politik mücadelenize devam edebilirsiniz.

      2. bu tam da verdiğiniz linkteki, “kültürel rölativizm” olmadı mı? yazdığım yazıdaki hangi konuya karşısınız? taciz yönetmeliği uygulanmasına mı, taciz iddialarının incelenmesine mi?

      3. ”Kadının beyanı esastır” a karşıyım. ateizm cemaatlerinin de onca şeyin üstüne bir de sizin gibi özgürlük düşmanlarıyla uğraşmasına karşıyım.

      4. Sorsan “kadın beyanı esastır”ı “kadınlar istediğinde erkeklere müebbet veriyorlarmış” sanacak kadar cahil ve tecavüz vakalarının işleyişi hakkında bilgisiz insanların yazını eleştirmesi komik olmuş. Kesin kanıtlara çok zor denk gelindiği, çoğu zaman rıza verme konusunda tanığın zanlı ve suçlayan kişiden ibaret olduğu vakalarda tecavüzcü veya tacizcinin elini kolunu sallayarak kurtulduğu, yalan suçlamaların diğer suçlardan daha yüksek olmadığı bir durumdan bahsediyoruz, adam gelmiş iddianın önemsenip inceleme başlatılması konusuyla ilgili olan “kadın beyanı esastır” lafına itiraz ediyor. Acaba aynı duyarlılığın hapishanede tecavüze uğrayan erkeklere de gösterileceğini biliyor mu (yani sadece kadınlara değil). Biliyor da bilmeze yatıyor. Tabi onun için önemli konu suçlunun cezalandırılması değil, “kim uğraşacak şimdi suçlamalara cevap vermeyle”. Bir de sonuçsuz politik mücadele demiş haha, sonuçlandığında da “kadın diktatörlüğü” müüü müüü diye ağlıyor.

        Sakızlıohannes de ayrı bi sığır zaten, adamın feminizmle ilgili bilgisi avfm’den duyduklarıyla sınırlı olmasına rağmen, fikir sahibi olmuş ve beyan etmekten çekinmemiş. Beyin bedava. Bir de araya küfürler serpiştirmiş, ne de olsa çook cool bir insan kim durdurabilir onu.

        Ama bi düzeltme gerekiyor, kendisi de feminist olan PZ Myers hem Rebecca Watson’un yanında, hem de Dawkins thunderf00t gibilerin de karşısında durdu hala da duruyor, o yüzden o “patriyarka”lı sözün ona ait olduğunu sanmıyorum.

        Ama bu işin güzel bi yanı var, artık bi çok ateizm konferansında gayet etkili bi taciz karşıtı tutum sergileniyor(bu da sonuçsuz mücadele odiyen arkadaşa ufaktan kapak olsun:) )

        Kısacası güzel ve önemli bir yazı olmuş.

  1. Merhaba, elinize sağlık güzel bir yazı. Kafama takılan iki nokta var son paragraflarla ilgili paylaşmak istedim.

    Birincisi “sosyal adalet vurgusu olmayan ateizmin içi boş” demişsiniz. Yalnız benzer kadın düşmanı pratikleri sosyal adalet vurgusu taşıyan devrimci örgütlerde de görmüyor muyuz? Bu durumda eleştiriyi ateizmden çok patriarkaya yazmak gerekmez mi?

    Ikinci olarak da ateizmin biyolojik determinizmden temelle kadın erkek eşitsizliğini haklı çıkarması (ki yapanlar elbette var) argümanı Riçırd Hocaefendi’nin sosyal darwinizm eleştirisini görmezden gelmez mi?

    Selamlar.

    1. Öncelikle sol örgütleri içerisindeki patriyarkal hak ihlalleri bir gerçek ve hala mücadele edilen bir sorun. o açıdan tamamen haklısınız. oradaki mevzu, “sosyal adalet”in sadece sınıfsal bazda değerlendirilemeyeceği örneği. türk solu olarak, kürt sorununu gözardı etmek bunun sınıfsal sorunun yanında tali olduğu iddia etmek, bu hastalığın bir diğer semptomu mesela.

      dawkins’in sosyal darwinizm eleştirisini açıkçası görmemiştim. ancak dawkins’in etnisite konusunda kırdığı potlar buradan fezaya kadar olduğu için, zaten bu eleştirinin en önemli hedeflerinden biri. tarihsel ve ekonomik gerçekleri gözardı ederek, müslüman nobel ödüllü sayısını, trinity collage nobel ödüllüleriyle karşılaştırması ve bunu eşitsizlik değil de bir üstünlük vesilesi olarak paylaşması bunun en önemli örneklerinden.

  2. Sosyal adalet vurgusu olmayan ateizm aktivizminin içi boş olabilir, ama bunun neden ateizmin sorunu olduğunu anlamadım. Ateizm inanmama halidir, kendi aralarında organize olan dernekler, oluşumlar haricinde sabit bir “cemaati” yoktur. Zira Ateizmin öğretisi, emri, kitabı, vs.si yoktur. Ateist nüfusun içinde kötü, kadın düşmanı, çirkin, tacizci insanların olma ihtimali herhangi bir başka kategorizasyon (bakın inanç falan demiyorum, zira Ateizm bir inanç ya da sistem de değildir) altında olma ihtimali kadar normaldir. Olmalı da demiyorum, ihtimal normaldir diyorum. Maalesef ciddi bir mantıksal sorun yaşıyorsunuz bu yazıda. Aynen “sosyal medyada Ateizm aktivisti olanların kadın düşmanı söylemlere devam etmeleri” örneği gibi. Bunun sarışın olanların kadın düşmanı söylemlere devam etmeleri örneğinden farkı yok, zira ön planda birkaç örnek seçip her şeyi genellemek mümkün bu mantıkla.

    Asıl mantık sorunu şu ki, Ateizm bunu örgütlü şekilde emretmiyor, çünkü emirleri, sistemleri yok, sadece inanmama hali. Bir kitabı yok. Yüce bir yaratıcı tarafından emredildiğine inanılan tutum ve davranışlar benimsenmiyor. İslam’dan örnek verirsek, erkeklerin kadınlardan bir adım önde değerlendirilmeleri gerektiği ayet ile, bakın hadis değil, ayet ile, İslam’ın kutsal kitabında ifade ediliyor. Yüce bir yaratıcı tarafından gönderildiğine inanılan bir kitabın bunu inananlara dayatması ile, inanmayan “random” bir kesimin arasında tesadüfen böyle örneklerin çıkması farklı şeyler. Birisi Müslüman olduğu için sizin bahsettiğiniz manada kadın düşmanı olmak zorunda, çünkü yüce bir yaratıcı öyle emrediyor. Diğeri ise kadın düşmanı, ama aynı saçının rengi, o gün giydiği ayakkabının markası örneklerinde olduğu gibi, aynı zamanda Ateist çıkmış.

    Ateizmin ne olduğunu bile bilmeden yazılmış böyle yazılar nefret söylemlerini ve fiziksel tehditleri körüklüyor. Umarım en kısa zamanda tedavi olursunuz. Bizler “islamofobi” gibi şeyler uydurup eleştirilerden kaçınmıyoruz, kaçınanımız da vardır, ama bunu sistematik olarak yapmıyoruz. Beni ve inanıyorum ki birçok Ateisti mantık çerçevesinde eleştirmenizin önünde hiçbir engel yok.

    Sadece neden bahsettiğiniz konusunda en ufak bir fikriniz ve 30 üzeri IQ’nuz olsun.

    1. yazının içerisinde ateizmin özü ile ilgili bir eleştiri değil, kurumsal sıkıntıları ile ilgili ortaya çıkmış hak ihlallerinden bahsettiğimi açıkça ifade ettiğimi sanıyordum. yorumunuzda ateizmi “mantık çerçevesinde” eleştirmediğim imasından anladığım kadarıyla ne yazının özünü anlamışsınız, ne de derdimi. bu açıdan mantıksal üstünlük iddiası olan biri olarak, tutup da “tedavi olmam” temennisi ile bitirmeniz gerçekten komik olmuş.

  3. yani sosyal adalete duyarlı olmanın tek geçerli yolu feminist teorilere biat etmekten ve her türlü feminist talebi sorgulamadan yerine getirmeten geçiyor. feministlere ve feminizme teorik ve söylemsel eleştirilerde bulunmak, taleplerinin geçerliliğini sorgulamak otomatikman kadın düşmanlığı anlamına geliyor. bunu mu anlamalıyız?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s