türk akademisinin kanayan yarası – araştırma görevlileri

değerli hocalarımızdan celal şengör çok isabetli bir yazı yazmış ve çok isabetli noktalara parmak basmış. konumuz TÜRK üniversitelerinde asistan yani araştırma görevlisi zulmü.

bildiğiniz gibi yıllardır, akademinin kanayan yarası asistanlarımız yıllarca doktora kisvesi altında kâh askerden kaçarak, kâh memurluk zırhının arkasına saklanarak KAMU KAYNAKLARIMIZI sömürmektelerdi. üniversite kadrolarını ve kampüsleri dolduran bu güruh, çoğunluklarından da güç alarak çokça ses çıkarmaktalar, köşe yazarlarımızı, profesörlerimizi ve yasa koyucularımızı tehdit etmekteler. işte celal hocamız, bu tehlikelere göğüs gererek, ve solculuğun markalaşarak bir populerlik göstergesi olduğu şu günlerde korkmadan gerçekleri ifade etmiş. asistanlar, idare ve öğretim üyesi baskısı yüzünden doktoralarını bitiremiyor olabilirler ama bunun suçlusu yine kendileridir. bu gerçeğe binaen devletin uyguludağı 50D yasasını destekliyor ve İTÜ asistanlarının çıkardığı yaygarayı kınıyor.

sengör01

burada büyük türk, kadın aktivisti cemil ipekçi’nin geçen haftalarda söylediği sözü de hatırlamak gerekiyor. herkes yanlış için kendisine önce bakmalı. nasıl ki kadın cinayetlerinin suçlusu, bizzat erkek yetiştirmeyi bilmeyen kadınlarsa, aynı şekilde araştırma görevlilerin angarya işler yapmaktan araştırmalarına zaman ayıramamalarının suçlusu, bunu idareye şikayet etmeyen yine araştırma görevlilerinin bizzat kendileridir.

neyse ki yapılan bu yeni yasal değişiklik ile, araştırma görevlileri köşeye sıkıştırılacak ve böylece angarya iş yükünü ortaya koyan öğretim üyelerine karşı çıkabilecekler. bu türkiye akademisi için en aydınlık gündür, kitlelerin aydınlanması işte bu şekilde, en alt kadroların ekonomik sıkıntı vesilesiyle hak arama savaşı vermesiyle gerçekleşecek.

işin bir de diğer boyutu var, o da üniversite kadrolarının bir ense yapma mekanı haline gelmiş olmasıdır.

sengör03

unutmamak gerek ki tüsiad’ın yaptırttığı türkiye’de yükseköğretim raporunda da bu “doçent ve profesörlerlerin kadro garantisi bulunması, teşviklerin olmaması ile birleşince çoğu durumda rehavete neden olmaktadır,” şeklinde belirtilmişti.

hocamızın işaret ettiği de tamamen bununla paralel. hayatının 5 ila 7 yılını akademide harcayarak, ileride kadrosuzluk nedeniyle gecikmeli ve iş deneyimsiz olarak gireceği emek pazarından kaçan bu araştırma görevlisi neslin derdi, elbet ki öğrenmek ve araştırmak değil kolay yoldan para kazanmak ve askerden kaçmaktır (çünkü biliyoruz ki bilimadamlarının çoğunluğu adam). siyasi konularda konuşmasını bilen bu öğrenciler nedense eğitim söz konusu olunca susuyorlar, oysa ki öyle bir ülkede yaşıyoruz ki KCK soruşturması nedeniyle hapiste olan öğrencilerin sınava girme hakları bile mevcuttur. kürt sorununun, marksizmin ve bunun gibi siyasi konuların ise üniversitede yeri yoktur. Odtü gibi en önemli üniversitelerimizin de atama(ma) kararlarında celal hocamızın söylediklerinin pratikte de ne kadar doğru oluğunu görebiliyoruz.

son olarak hocamızın üniversiteleri ne kadar dert ettiğini biliyoruz, ve bir model olarak harp okullarına öykündüğünü de.

harbcogiyi

o açıdan hocamıza – haddimi biraz aşacak da olsam – naçizane bir öneri sunacağım, yazımın bu son bölümünde. bildiğimiz gibi vatanımızın en büyük istinadgâhı, cumhuriyetimizin teminatı ordumuz. bunun da farkında olan hükümetimiz -de allaha şükür- bir çok silah ihalesine girmiş bulunuyor. bu ihalelerin en büyüğü, vatanımızı orta doğu’nun koruyucusu ve bir demokrasi yayıcı olarak şamil kılacak olan sikorsky helikopterleridir. bu helikopterlerin biri 50 milyon tl civarı bir fiyata mal olmakta. benim önerim, üniversitelerimizin kurtulduğu bu angarya kadrolar sayesinde vatanımızın kutsal savunması için bir katma değer oluşturabiliriz. her ne kadar ekonomik inkişafımız, tarihimizde görülmediği kadar üst düzeyde de olsa, her halükarda açılacak yeni çevik kuvvet kadroları ve enflasyon karşısında devamlı eriyen milletvekili ve müsteşar maaşlarının gerekli düzeyde tutulması için kaynak ayırma gereksimimiz devam etmekte.

sözü uzatmadan sadede gelirsem, bir asistanın devlete aylık 1500 tl’den, devlete maliyeti 36000 tl’ye tekabül ediyor. bu hesap ile yaklaşık 1390 asistanın kadrosunu durdurursak, bunların bir yıllık maliyeti ile ihalesini yeni verdiğimiz 121 sikorsky’den birinin parasını çıkarabiliyoruz. an itibariyle, sadece İTÜ’de 40 asistan bu yasal değişiklikten etkilenmiş durumda ama ben inanıyorum ki, muktedir devletimiz neoliberal tekamül becerisi ve kemaliyetiyle anadolu’nun en kıyısında kalmış üniversitesine de el atarak, devletten bir sülük misale para emen bu kadrocu kitleleri berhava edecektir, ve emperyal devletimizin yeni silahlarının parasını çıkaracaktır.

unutmamak gerek ki bu ülkede bütçe şeffaflığını savunanlar mevcuttur, ve hocamızın bu konuda fikir beyan etmesi tam da bu anlamda çok önemlidir. devletçi zihniyetinin bu güne kadar uyguladığı vergi zulmü, kamu kaynaklarını kullanım zulmü de gün gelecek bitecektir. bu tartışmadan eğitim de, devlet tiyatroları da azade olamaz. ancak burada bir not düşmek gerek, bütçe şeffaflığını tartışanlar arasında, hangi zihniyette olduğunu bildiğimiz, bir de menfi bir grup mevcuttur. burada tuzağa düşmemek ve oyunlara gelmemek gerek çünkü, bütçe görüşmelerinde askeri harcamaların sorgulanması ve şeffaflaşmasını savunan, isteyen; türkiye’nin milli çıkarılarına bu kadar karşı, bu kadar yabancı, bu kadar düşman bir grup da mevcuttur. bu açıdan unutmamak gerek ki, kamu kaynaklarının kullanımını konuşalım ama askeri harcamaları bunun dışında tutarak yapalım, bunu askeri yıpratmayacak şekilde yapalım.

arz ederim.

türk akademisinin kanayan yarası – araştırma görevlileri” üzerine 12 yorum

  1. Rakı içenler öldü de bilimle uğraşanlar ölmedi mi? Nalına da vurmak, mıhına da vurmak, vur diyenin çarkına da vurmak zamanıdır !

  2. Hakikaten avamın hikmetisiniz, ancak bir echel-i cühelanın kaleminden bu denli manasız, bu denli haksız, bu denli şuursuz yorumlar çıkabilir. Aynen böyle devam ediniz, yaşasın çarıklı erkan-ı harbin karşı devrimi, kim tutar sizi..

    1. cehalet dediğiniz muasır medeniyet denilen tek dişi kalmış garabetin safsataları ise, bırakınız cahil kalalım. milletimizin inkişafının kemali, bittabi ilim ile değil, millilik esası ile gerçekleşecektir. bırakınız vesayetçi taklitçiler hikmet sandıkları o mustağrip kıraatlar ile ilgilensinler, bizler imanımızın menkulluğuyle edindiğimiz milli bilgi ile seciyemizi yükseltecek, bu şekilde kemale ereceğiz.

  3. Ayran kifayetsizliğinde gavur mamulü Sikorsky taht-ı uskur-u semaileri ile sefer-i def-i tabii icra etmektir elbet şahsın zat-ı alisine layıkını giymesi. Urba maliyetini şeş yılda hekimlik mütehassasiyetini nail olamayan tahkikat vazifedarlarının ulufelerinden istifade ederek niçün maliye ufkiyata varmasın?
    Hulasa, dahiliyede beka-ı sulhu tatbikten aciziyet mevzu-u bahis iken Medrese-i İlmiye-i Dersaadet’in nazar-ı tebaada takdiri muvaffak bir aliminin soyladığı kelamın işbu aks-i meali de zihinde zayiat-ı tahta teşhisine bilfiil delalet eder.

    1. darb-ı meseli gâyet müspet bir şekilde ifade etmişsiniz, binaenaleyh beynel-ağlarımızda vakayi adiyedendir, ifade etmeden geçmeyelim. keşki özet buyursaydınız.

  4. Bu sütünda genel olarak ne yazıyorsunuz bilmiyorum ama sadece bu yazınız için “halk” kelimesi yerine “ben” ve “hikmet” yerine “cehalet” kelimelerini kullanarak “Benim cehaletim” demeniz daha uygundur.

  5. Türkiye üniversitelerinin sorunlarını asistanları kovarak çözme fikrini bulanlara ve dahi savunanlara selam olsun..
    Yök aslında sendin sevgilim

  6. kusura bakmayın ama saçmalığın bu kadarı da olmaz. he, araştırma görevlileri o kadar maliyet oluyorsa ve devlet de bunu hesap edecek kadar da seviyesini düşürmüşse, beyin göçü karşısında sümüklü çocuklar gibi “kimse ülkesinin gelişmesini düşünmüyor” demeyecek. zira özel sektör tecrübesi olmadan ömrünüzün en verimli yıllarını akademik hayatta harcıyorsunuz ve bu konuda tübitak bursları dışında, ki o da kime çıktığı belli değil, hiçbir şekilde maaş almasını kabul edemiyorsunuz. devlet bu konuda ne düşünüyor o zaman? akademisyenlerin sosyal hayatı konusunda sayın über uzman Celal Şengör bey ne düşünüyor? tabii, akademik çalışma keyif için yapılıyordu, hatta üstüne bir de para verelim o zaman malum ufkumuzu açıyor üniversite, karşılıksız olmaz di mi?

    diyecek söz bulamıyorum; ama belli bir mali destek olmadan akademik gelişme beklemeyin üniversitelerden. skorsky helikopterleri düşünecek kadar akademisyenini düşünmeyen bir devlet, arge ve gelişmeye layık değildir zaten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s