Ferguson Kasım Olayları: Kurumsal ayrımcılık

Pazartesi günü Ferguson mahkeme heyeti, Mike Brown isimli silahsız genci vurarak öldüren Darren Wilson’ın yargılanmasına gerek olmadığı kararını aldı. Bu nedenle Los Angeles, New York ve Chicago şehirleri dahil olmak üzere bir çok şehirde isyan yaşandı ve olaylar da devam edeceğe benziyor.
USA-MISSOURI/SHOOTING-PROTESTS

Sosyal medyanın en büyük avatajı, mahkeme heyetinin konuşma transkriptlerinin kamuya açılmasıydı. Bu şekilde soruşturma ve yargı kararı ile ilgili çok önemli bilgi ve tutarsızlık ortaya çıktı.


Öncelikle mahkeme heyetinin 9u beyaz 3ü zenci hakimden oluşuyor, ki yargılama/yargılamama kararı için yeter sayısı 9 hakim. Diğer bir absürtlük adli tıbbın Mike Brown’ın cesedinin resmini olay yerinde çekmemiş olması. Nedeni ise fotoğraf makinelerinin şarjının bitmiş olması.

Darren wilson ifadesinde Mike Brown için “çok sinirliydi iblise (demon) benziyordu” demesi yetmiyormuş gibi, insan üçüncü şahsı yerine (he/she), nesne üçüncü şahsı (it) kullanması büyük öfke yarattı.


Hatırlarsanız Wilson’un savunması, Brown’ın canını tehlikeye atacak şekilde ona saldırmış olmasıydı. Ancak ana akım medyada buna kanıt olarak sunulan adli tıp resimleri ise büyük bir alay konusu oldu, çünkü Wilson’un yüzündeki morluk dışında bir darp izi gözükmemekte.

Tüm bunlar tartışılırken, ABD sokaklarında bizim geziden tanıdığımız gaz bombaları atılıyor ve diğer yandan Mike Brown’ın vurulması videolarını yutube’dan paylaşanlar için arama kararı çıkartılıyor.

kasım03

Bu resmi gezi günlerindeki şununla karşılaştırınız.

Bütün bunlara bakarak, “batı medeniyetinin sonu geldi” diyerek ellerini çırpan medyamız ise, ne hikmetse aynı modelin burada uygulandığının farkında değil gibi. Aynı güvenlik devleti stratejilerini uygulayan devlet islami motif taşıdığında maalesef yufka yürekli bir doğu medeniyeti olamıyor.

Konunun bir beyazın bir zenci öldürmesi “bile” olmadığı, tamamen kurumsal bir ayrımcılık örneği olduğunun altını çizmek gerekiyor. Şiddet kullanma yetkisine sahip bir polisin bu yetkiyi kötüye kullanması ve bunun devlet tarafından cezalandırılmaması, tam olarak da bu kurumsal ayrımcılığın bir örneği.

Kentsel planlaması ile yoksul etnik grupları şehrin dışına ve yoksulluğa iten politikalar, diğer yandan da bu kitleleri “güvenlik” ile hizaya sokmaya çalışıyor. Kent içindeki coğrafi ayrışmanın yarattığı tepkisizlik, Ferguson olaylarının tetiklemesiyle daha önce çokça konuşulmuştu. Polis, özel güvenlik ve hapishane ekseninde güvenlik politikalarının, kentsel eşitsizlik ve fütursuz bir sinizm ile palazlanmış etnik/sosyal duyarsızlığın ortak kullanımı, şu an ülkemizde de işlerliğe sokulmuş durumda.

Bir paralelliği de daha bugün verilen Ali İsmail Korkmaz davası kararını hatırlatarak yapmak gerek. Delil karartmaktan yargılanan polis ile ilgili, başkasının değil “kendi işlediği suçun delilini kararttığı” için takipsizlik kararı verildi. Benzer şekilde, bireysel bir polisin, diğer bir bireyi öldürmesi değil mevzu; aksine devletin eline silah verdiği bu memurunu bizzat koruması, bu ayrımcılığın ve baskının devam edeceğinin bir kanıtı haline geliyor.

Sosyal adalet ve kentsel mücadelenin önemini anlamamız için ABDdeki mücadelelere de kulak kabartmamız, ve elimizden geldiğince destek çıkmamız dileğiyle.

(ek: eylemleri şuradan takip edebilirsiniz)

Ferguson Kasım Olayları: Kurumsal ayrımcılık” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s