devletin makbul müstehçenliği (ömer seyfettin türkiye’nin marquis de sade’ıdır)

“şeker portakalı” ve “fareler ve insanlar” kitaplarının bir öğretmen soruşturmasında söz konusu olması sansür tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. muhafazakarlık ve hatta müesses nizam nedir, toplumsal hayatı nasıl çevreler, bunlar her zaman olduğu gibi aynı yüzeysel düzlemde tartışılıyor.

bu yazımda örneklendireceğim şey şu ki talim terbiye ve genel olarak muhafazakar devlet, müstehçenliğe karşı değil aksine makbul bir müstehçenliğin bizzat dayanağı. arsızlık ve müstehçenlik sosyal ilişkilerin vazgeçilmez bir parçası iken, kabul edilemez müstehçenlik tanımı ve dolayısıyla sansür ancak politik olarak “kabul edilemez ve tehlikeli” düşünceler için işleme koyuluyor. bunun için incelemeye koymak istediğim hikaye, yukarıda anlattığım iddiaya muhteşem bir örnek teşkil eden, bomba ve başını vermeyen şehit gibi fantastik milli yazınımızın en sevdiğim yazarı ömer seyfettin’in ve beyaz lâle’si.

talim terbiye kurulunca okullara tavsiye edilmiş ve 100 temel eser listesindeki bu hikaye için bilgi yayınevinin ömer seyfettin’in tüm eserlerinin 10uncu kitabını seçtim. kitap arkasındaki açıklama şu şekilde.

arka1

Okumaya devam et

ahlaki tedhiş stratejisi kapsamında yalan haber (mukaddime’ye giriş)

kck kapsamında kürt gazeteci ve politikacılarının yanı sıra sosyalistlerin de tahkikat altına alındığı şu günlerde, muhazafazakar basının propaganda konusunda şirazeden çıkmasına da şaşırmamak gerek.

ya haber kaynağını sorgulamamak, veyahut da bilinçli olarak karalama amaçlı olarak yazılmış akit gazetesi manşeti bunun en adi göstergesi idi.

ancak hikaye sadece “akit’in propagandası” açıklamasıyla bitmiyor. olayın geçmişi mevcut.

Okumaya devam et

sağ tahayyülün kültür endüstrisi (“şefkat tepe” gerçekliğinin sefaleti)

“maalesef bourdieucü” yoldaşımız (ehuehe) emrah göker’in istifhanesinde son günlerde kürt sorunu ve devletin bunu çözme stratejisi ile ilgili bir kaç yazı çıktı. kendi yazdıklarının yanı sıra, mesut yeğen’in stardaki yazılarına yer verdi. sorunun kafalarda şekillenmesi açısından gayet başarılı ve beyin açıcı yazılar.

bunların içinde devletin kürt sorunu bireysel haklar düzleme çekerek toplumsal talepleri etkisizleştirme stratejisine karşı bdp’nin direnişi ve dolayısıyla kürt sorununda yükselen gerilim ve elbet ki güncel zulümü anlamamızda gayet yol gösterici.

işin bu kısmının yanı sıra, devletin kürt stratejisinde medyanın kullanımı ile yaratılan ahlaki panik ya da göker’in ağzından ‘Muhafazakâr Basının Ahlakî Tedhiş Stratejisi‘nden bahsediliyor. muhafazakar medyanın özellikle büşra ersanlı  ve avukat tutuklamaları  konusunda azıtmış olmasının dışında, samanyolu tv’nin dini-militarist dizilerinin kurgusundan da bahseden göker’in gösterdiği yolda, iktidarın sağ epistemolojik  kültür endüstrisine bir durum çözümlemesi ile katkıda bulunmak istiyorum.

şefkat tepe: sezon 2 bölüm 40 (29/10/2011)

Okumaya devam et

teletubbylerin fuhuş propagandasının hikmeti (sağ epistemoloji)

epistemoloji (bilgi/malumat felsefesi) nedir bir önceki yazıda örneklendirmiştim. kartezyen anlamında kısaca, öznenin nesne hakkındaki malumatı. ancak önemli olan buna nasıl ulaşıldığı veyhut ulaşılabilip ulaşılamadığı. insanın bilgiye ve yargıya nasıl, ne şekilde ulaştığı evren tahayyülü ile ilgili en önemli doneyi vermekte. bu nedenle sağ/sol kategorizasyonunda önemli bir dönüm noktasını müjdeliyorum; sağ epistemoloji! Okumaya devam et