Katalunya’da bir kent hakkı mücadelesi: Can Vies

Barselona’da geçen hafta, 26’sı Pazartesi gününden 31’i Cumartesiye kadar 6 gün boyunca, sokakta sosyal bir patlama yaşandı. Yaşananların nedeni Can Vies işgal evinin Barselona belediyesi tarafından yıkımına başlanmasıydı. Türkiye’deki haberler ise ağlatacak derece yanıltıcıydı. DHA’ya göre Can Vies’ı işgal edenler kendilerine “okupa” adı veren bir grup genç iken, Radikal’e göre ise Can Vies “radikal sol görüşlü örgüt üyeleri” tarafından işgal altında tutuluyordu. Üstüne üstlük gazetelerin ilgilendiği sosyal mücadele ya da polis şiddeti değil, DHA’dan Mehmet Çiftçi yanlış aktarımıyla, ses tomasının ilk kez kullanıldığı iddiasıydı. Barcelona belediyesinin yaptığı büyük bir politik hata nedeniyle şehirde sosyal patlamaya yol açan Can Vies eylemlerinin gerçeği neydi ve şehirde geçmişi çok eskilere dayanan özyönetimci hareketlerle ilgisi neydi, bu yazıda bunları okuyacaksınız.

@GiselaBombila_LaDirecta364.
@GiselaBombila’nın La Directa’nın 364üncü sayısı için hazırladığı görsel.

Okumaya devam et

1969: 2014’e gelecekten bir bakış

1968’de toplumsal mücadelerde yaşanan uluslararası patlama, bugün içinde bulunduğumuz 2011-2013 süreciyle çok büyük benzerlikler gösteriyor. Bu iki farklı dönemdeki patlamar arasındaki önemli benzerliklerden biri eğitimli orta sınıfın bu kalkışmalardaki rolü. Bunu sadece öznel bir sınıfsal hissiyata hapsetmemek gerek; yaşanan kalkışma, üretim şekillerinin değişimi ile beraber emek sömürüsünün farklılaşması ve üniversitelerde beyaz yakalı emekçilerin de daha önceki ayrıcalıklarından feragat etmesi gerektiğinin ortaya çıkmasıyla ilintiliydi. Bunun en önemli ifadesi Mario Savio’nun ünlü konuşmasında, üniversitenin bir fabrika, öğrencilerin de alınıp satılabilen doğal kaynak olduğu tespitidir.

Gezi’nin sınıfsal muhteviyatı konuşuladursun, her halükarda Türk orta sınıfının katılımı bariz bir şekilde ortadaydı. Bu açıdan ezenin kurtuluş mücadelesindeki yeri nedir bunu konuşmak üzere, direnişin üzerinden bir yıl geçmesini fırsat bilerek bir 1969un ABDsiyle bir karşılaştırma yazısının vaktinin geldiğini hissettim. İnsanoğlunun aya ilk kez ayak bastığı, Stonewall isyanının yaşandığı ve Woodstock’un gerçekleştiği, Rob Kirkpatrick’in deyişiyle “her şeyi değiştiren yıl”a, 1969’a, ve beyaz devrimcilerinin örgütü olan “The Weathermen”in o yılki macerasına bir göz atalım.

Weathermen, Chicago Öfke Günlerinde.
Weathermen, Chicago Öfke Günlerinde.

Okumaya devam et

bir nevin yıldırım hikayesi – bölüm 1 – egemen erkeğin başını küçükken ezmek gerek –

terry eagleton felaketleri ikiye ayırır, biri aniden gerçekleşen şok edici felaketler iken öteki ise, günbegün gerçekleşen süregelen trajedilerdir. bunların birbirlerine zıt olmalarının nedeni ise, ilk tür felaketler kabul edilemez ve korkulan bir tür iken, ikinci kategori ise gündelik yaşamın sadece bir arka planıdır ve önemsizdir.

türkiye’de kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri işte tam da bu ikinci arkaplan felaketi kategorisine girmekte. kadın cinyetlerini bir köşeye bıraktığımızda dahi, yasaların ve bürokratik yapının kadını korumaktaki yetersizliği ve isteksiz tavrı bunun birebir kanıtı. bunu ideolojik bir kasıt olarak algılamamız çok zor. din psikologlarının eliyle kavga eden karı kocayı barıştırma stratejisini güden bir devlet de, tacizden şikayetçi olan kadını evine yollayan ya da bizzat suçlayıcı tavırla sorgulayan o devletin polisi en basit anlamıyla iktidarsızdır. sözümona en kutsal değeri olan “ana ve bacı”yı korumadaki isteksizliği ancak sorunu çözme kifayetsizliğinin bir semptomu olabilir.

[*]
Okumaya devam et