mukaddime söyleşileri – kayıt 02 – ibni haldun’un epistemolojisine giriş

sosyoloji ve/veya politik tarihin babası ibn-i haldun’un mukaddime’sini geçen yıl eylül ayından beri internetlerden terra incognita ile okuyoruz ve tartışıyoruz.

geçen hafta soundcloud vesilesiyle ilk kaydı gözden geçirerek internete yükleme imkanım oldu. elimizdeki kayıtları gözden geçirdikçe parça parça yüklemeyi planlıyorum. bu haftanın kaydı da bölüm 2, kısım 6 yani ibn-i haldun’un epistemolojisine giriş bölümü.

bu bölüm; turan dursun çevirisinde sayfa 234-288, süleyman uludağ çevirisinde ise sayfa 276-320de.

kurduğu yeni bilimin metodolojik temellerini tanımlayan ibn-i haldun, bilgi alma problemini peygamberlik örneği üzerinden değerlendiriyor, bilgi alma problemini vahiy, mucize, keramet ve sihir üzerinden tartışıyor.

ardından varlıkları antik yunan taksonomisine benzer bir şekilde tasnif ederek, insanı tanımlıyor. bu insan tanımını gerçeklik ile kurduğu bağlantı ile kurgulayan ibn-i haldun, doğru bilgiye ulaşmanın ancak vicdan ile mümkün olacağını anlatıyor. vicdan bizim güncel kullanımımızdan farklı, bütünsel bir gerçeklik algısını anlatıyor.

konuşmamızda bu kavramların temellerine, islam felsefesindeki yerine ve bilim felsefesi ile olası ilişkisine değiniyoruz.

mukaddime kayıt 2‘yi bu linkten dropbox aracılığıyla indirebilirsiniz.

maalesef arkaplan gürültüleri bu kayıtta da mevcut, ancak ilerideki kayıtlar daha sessiz ortamlarda gerçekleştirildi. o yüzden kusurumuza bakmayın.

ilk kaydı ise buradan dinleyebilirsiniz:

Reklamlar

astrofizik: beyaz-adamın sömürgeci tahayyülü (sen haksızsın hawking ve sana laflar hazırladım)

kepler 22b’nin keşfi hakkındaki genel olarak düşüncelerim

sanırım 2009-2010 kışı, güney almanya’dan hollanda’ya trenle gidiyorum, şans eseri yanıma amerikalı bir iş adamı düşüyor. tekstil işinde olduğundan, çok seyahat ettiğinden, türkiye’den, tek taş yüzük almanın ayrıntılarından falan bahsediyor. bana işimi sorduğunda her zaman olduğu gibi şaşkınlık ve merakla karşılıyor ama “işimin diğer işlerden pek bir farkı yok, hatta sizinkisiyle benzer,” diyorum. “astrofizikçi olmak için, yaptığımız işi aynı bir tüccar gibi satmamız, talebin fazla olduğu alanlara yönelmemiz gerekiyor,” dememin üzerine, hangi alana talebin fazla olduğunu soruyor. ben de ona güneş sistemi dışı gezegen (exogezegen) araştırmalarının şu sıralarda revaçta olduğundan ve şu ana (2009) kadar 300den fazla gezegenin bulunduğundan falan bahsediyorum.

heyecanlanıyor ve bunun üzerine; “eğer o gezegenlerde yaşam evrildiyse acaba onlara ne tür bir din tebliğ edilmiştir?” diye soruyor. okurken size komik gelebilir ama bence astrobiyoloji ve teoloji ortaklığında (astro-teoloji) çok-disiplinli süper bir araştırma konusu olur, halkın ilgileceği bir konu olduğu için çok güzel parasal destek bile bulunur.

bu yazımda astro-teolojiden bahsetmeyeceğim.

bu yazımda karl mannheim’dan devşirdiğim “biliminsanları modern toplumun dini ulemasıdır,” önermesine şahane bir örnek teşkil eden, dünya benzeri Kepler-22b gezegeninin keşfi ve bunun halkın tahayyülündeki yansımalarından bahsedeceğim.
Okumaya devam et

teletubbylerin fuhuş propagandasının hikmeti (sağ epistemoloji)

epistemoloji (bilgi/malumat felsefesi) nedir bir önceki yazıda örneklendirmiştim. kartezyen anlamında kısaca, öznenin nesne hakkındaki malumatı. ancak önemli olan buna nasıl ulaşıldığı veyhut ulaşılabilip ulaşılamadığı. insanın bilgiye ve yargıya nasıl, ne şekilde ulaştığı evren tahayyülü ile ilgili en önemli doneyi vermekte. bu nedenle sağ/sol kategorizasyonunda önemli bir dönüm noktasını müjdeliyorum; sağ epistemoloji! Okumaya devam et

halkın malumatı var (epistemoloji nedir, ontoloji nedir)

tartışmak istediğim güncel olaylar çok birikti, ileride çok kullanacağım için hikmete bir giriş, bilgi nedir nasıl ulaşırı daha da özel olarak epistemoloji nedir ontoloji nedir sorularını muktedirimizin inkarları üzerinden anlatmaya karar verdim.

alanım değil naçizane, bu bakımdan terimleri tahrif ediyorsam affola. Okumaya devam et