Duyuru – youtube kanalım ve blogun geleceği

Çok uzun bir aradan sonra merhaba.

Emek pazarına hızlı girişimin ardından blog da atıl kaldı. Ama sosyal medyayaki içerik üretimim devam ediyor.

Artık aktif bir youtube kanalım var ve içerik üretmeye harcayacağım zamanımın büyük bir kısmını ona harcıyorum, planım da bilim kurgu ve felsefi kavramları karşılıklı işlemek. Bu serinin ilk videoları, Frank Herbert’ın Dune serisinin, İbni Haldun kavramları ile karşılaştırması olacak. Serinin ilk videsu burada

Yazılarımı takip edenler de merak etmesin, buraya içerik düşmeye devam edecek. İlk olarak eski yazılarımı düzgün bir şekilde buraya toparlama niyetim var.

Buraya gelerek bu gereksiz giriyi okuyanlara selam olsun, hala blog takipçisi olarak da yazılarımı takip ediyosanız ARO. Burası yeniden canlanacak!

Reklamlar

mukaddime söyleşileri kayıt 03 – bedavet, galebe, mülk

Kitap 1: İkinci bölüm: Bölüm 1 – 18

Bedevi ümran, vahşi milletler ve kabileler bu hususlara arız olan haller

Turan Dursun (Onur yayınları) sayfa 293 – 332

Süleyman Uludağ (Dergâh yayınları, 7. baskı) sayfa 323 – 351

Bu bölümde İbn-i Haldun’un en temel kavramlarından olan bedevilik ve onların sahip olduğu asabiyeti ayrıntılı olarak konuşuyoruz. İbn-i Haldun bu terimleri tanımlamaya girerken aynı zamanda bedevilerin nasıl yerli hadarilere karşı üstünlük kurabildiğini ve onların yönetimlerini ele geçirebildiklerinden de bahsediyor.

Bu kısmın en önemli içeriği İbn-i Haldun’un “insan adetlerinin ürünüdür” tespitidir. Haldun insanların üretim şekillerin onların sosyal ilişkilerini nasıl belirlediğini anlatmaya bu kısımda başlıyor. Bu açıdan bedavetin yüksek ahlakı ve şehirliliğin (hadaretin) bozukluğunun sebebinin de iş bölüşümü tarzı üretimi gerektiren şehir yaşantısının olduğunu burada anlatıyor.

Bu konudan yola çıkarak, birbuçuk saatin sonunda, bedavet ile günümüzdeki göçmenliğin ilişkisinden bahsediyoruz.

mukaddime kayıt 3 yine dropbox aracılığı ile sizlerle. afiyet olsun.

mukaddime söyleşileri – kayıt 02 – ibni haldun’un epistemolojisine giriş

sosyoloji ve/veya politik tarihin babası ibn-i haldun’un mukaddime’sini geçen yıl eylül ayından beri internetlerden terra incognita ile okuyoruz ve tartışıyoruz.

geçen hafta soundcloud vesilesiyle ilk kaydı gözden geçirerek internete yükleme imkanım oldu. elimizdeki kayıtları gözden geçirdikçe parça parça yüklemeyi planlıyorum. bu haftanın kaydı da bölüm 2, kısım 6 yani ibn-i haldun’un epistemolojisine giriş bölümü.

bu bölüm; turan dursun çevirisinde sayfa 234-288, süleyman uludağ çevirisinde ise sayfa 276-320de.

kurduğu yeni bilimin metodolojik temellerini tanımlayan ibn-i haldun, bilgi alma problemini peygamberlik örneği üzerinden değerlendiriyor, bilgi alma problemini vahiy, mucize, keramet ve sihir üzerinden tartışıyor.

ardından varlıkları antik yunan taksonomisine benzer bir şekilde tasnif ederek, insanı tanımlıyor. bu insan tanımını gerçeklik ile kurduğu bağlantı ile kurgulayan ibn-i haldun, doğru bilgiye ulaşmanın ancak vicdan ile mümkün olacağını anlatıyor. vicdan bizim güncel kullanımımızdan farklı, bütünsel bir gerçeklik algısını anlatıyor.

konuşmamızda bu kavramların temellerine, islam felsefesindeki yerine ve bilim felsefesi ile olası ilişkisine değiniyoruz.

mukaddime kayıt 2‘yi bu linkten dropbox aracılığıyla indirebilirsiniz.

maalesef arkaplan gürültüleri bu kayıtta da mevcut, ancak ilerideki kayıtlar daha sessiz ortamlarda gerçekleştirildi. o yüzden kusurumuza bakmayın.

ilk kaydı ise buradan dinleyebilirsiniz:

ahlaki tedhiş stratejisi kapsamında yalan haber (mukaddime’ye giriş)

kck kapsamında kürt gazeteci ve politikacılarının yanı sıra sosyalistlerin de tahkikat altına alındığı şu günlerde, muhazafazakar basının propaganda konusunda şirazeden çıkmasına da şaşırmamak gerek.

ya haber kaynağını sorgulamamak, veyahut da bilinçli olarak karalama amaçlı olarak yazılmış akit gazetesi manşeti bunun en adi göstergesi idi.

ancak hikaye sadece “akit’in propagandası” açıklamasıyla bitmiyor. olayın geçmişi mevcut.

Okumaya devam et

sağ tahayyülün kültür endüstrisi (“şefkat tepe” gerçekliğinin sefaleti)

“maalesef bourdieucü” yoldaşımız (ehuehe) emrah göker’in istifhanesinde son günlerde kürt sorunu ve devletin bunu çözme stratejisi ile ilgili bir kaç yazı çıktı. kendi yazdıklarının yanı sıra, mesut yeğen’in stardaki yazılarına yer verdi. sorunun kafalarda şekillenmesi açısından gayet başarılı ve beyin açıcı yazılar.

bunların içinde devletin kürt sorunu bireysel haklar düzleme çekerek toplumsal talepleri etkisizleştirme stratejisine karşı bdp’nin direnişi ve dolayısıyla kürt sorununda yükselen gerilim ve elbet ki güncel zulümü anlamamızda gayet yol gösterici.

işin bu kısmının yanı sıra, devletin kürt stratejisinde medyanın kullanımı ile yaratılan ahlaki panik ya da göker’in ağzından ‘Muhafazakâr Basının Ahlakî Tedhiş Stratejisi‘nden bahsediliyor. muhafazakar medyanın özellikle büşra ersanlı  ve avukat tutuklamaları  konusunda azıtmış olmasının dışında, samanyolu tv’nin dini-militarist dizilerinin kurgusundan da bahseden göker’in gösterdiği yolda, iktidarın sağ epistemolojik  kültür endüstrisine bir durum çözümlemesi ile katkıda bulunmak istiyorum.

şefkat tepe: sezon 2 bölüm 40 (29/10/2011)

Okumaya devam et